BÂKİR (FİLM ÖYKÜSÜ)

Mahmut Celal, 29 yaşında, üniversite mezunu. Üniversitede ve diğer hayatında sosyal ortamlara girmemiş/girememiş ve “günaha” bulaşmamış bir genç. Yani hiç içki içmemiş, hiçbir kadınla birlikte olmamış, hatta muhabbetini bile yapmamıştır. Üniversite yaşamı boyunca tarikat yurdunda kalan M.Celal, o süre içinde tüm namazlarını eksiksiz kılmış, dinî sohbetlere katılmış, zikir gibi ayinlere de katılmıştır.

DURAN (FİLM ÖYKÜSÜ)

Duran… Her türlü belada, kavgada, didişmede hep geride durmuş; hep seyreden olmuş 30 yaşlarında şehirli, orta sınıfa mensup bir adam. Yalnız yaşar. Yüzde yüz emin olmadan söz almaz, parmak kaldırmaz, fikir belirtmez. Yüzde yüz emin olduğu da vaki değildir pek. Tüm bu edilgenliğine karşın, hemen hemen her şeyi eleştirir; ancak bunu da sosyal medyadan yapar.

ANKARA TARİHİNİN KORKUNÇ 20 YIL(LAR)I

Yerli veya yabancı birçok kimsenin de tanıklık yaptığı üzere, hayli bayındır bir şehir olan Ankara'mız, 19. yüzyılın sonunda peşpeşe yaşadığı büyük talihsizliklerle kısa sürede bir kasaba hüviyetine dönmüştü; ta ki Milli Mücadele dönemi ve başkent olana kadar. Ankara adına iktisadi ve beşeri büyük felaketlerin yoğunlaştığı o 20 yılı hızlıca derlemek gerekirse:

PARANOYAK (2. Bölüm):

(II)
DÜŞÜK TANSİYON

Tefrikanın 1. bölümü için burayı tıklayabilirsiniz.

Tırnak uçlarını hızla masaya vurarak müzikalitesi olmayan bir tempo sağlıyordu. “Tırım tırım tırım”… Elindeki verileri daktilo ediyordu sanki. Belki de bir gerilim tınısı veriyordu bu anlamsız sahneye ya da tansiyonu düşük bir cinayete tazyik vermeye çalışıyordu. Sıktığı yumruğunu masaya iki defa vurdu ve duraksadı. Şarkının finalini vurmalılarla yapıverdi. Derin bir “offf” çekti ve düşünmeye devam etti.

PARANOYAK (1. Bölüm)

(I)
ANLAMSIZ BİR SORUŞTURMA

Cinayet bürodan Başkomiser Raci bir kez daha soruyordu:

Sayfalar